YAZAR ADNAN OKTAR'IN DEV KÜLLİYATI

 
   
 


EVRİMİN MİKROBİYOLOJİK ÇÖKÜŞÜ

Hemen herkes okuldaki, hayat bilgisi, ya da biraz daha büyüdüğünde fizik, kimya, biyoloji gibi derslerinde, varlıkların ve olayların "bilimsel açıklama"larını okumuştur. Derslerde insan vücudunu ya da tabiatı tanır, ama bunların içerdikleri muhteşem yapıların, içlerinde işleyen milyonlarca içiçe geçmiş sistemin, bu sistemlerin aralarındaki akılalmaz uyum ve dengenin her zaman süregiden olağan olaylar olduklarına inandırılır. Asıl sorması gereken sorular ise asla sordurulmaz. Canlı cansız tüm bu varlıklar nasıl meydana gelmişler? Böyle bilinçili bir düzen ve tasarımın kaynağı nedir? Bu mükemmel sistemler kendi kendilerine ortaya çıkabilirler mi?.. Bu gibi soruları hiç sormamayı öğrenir.

 
   
 


EVRİMCİLERİN YANILGILARI

Elbette bu durum, on yıllardır evrim teorisinden destek bulmuş olan ateistleri sıkıntıya sokmuştur. Sıkıntının ötesinde bu çevreler ciddi bir panik atmosferi ve bozgun psikolojisi yaşamaktadır. Bu psikolojinin etkisiyle, yıkılan teorilerini ayakta tutmaya çabalamakta, ama bunu yaparken de çok galiz yanılgılar sergilemektedirler. Bir yalanı savunmaya çalıştıkları için, yazdıkları her yazı ve yaptıkları her konuşma, hem ciddi bilimsel hatalar hem de ciddi muhakeme bozuklukları içermektedir.

 
   
 


EVRİMCİLERİN İTİRAFLARI

Evrim teorisi, ortaya atıldığı günden bu yana, bir kısım materyalist çevreler tarafından bilimsel bir gerçek gibi gösterilmeye çalışılır. Oysa tüm canlılığın bir tesadüfler süreci sonunda ortaya çıktığını öne süren teori, farklı bilim dalları tarafından geçersiz kılınmaktadır. Teorinin kurucusu olan Charles Darwin’den bu yana geçen 140 yıl boyunca, paleontoloji, biyokimya, genetik, anatomi gibi bilim dalları, teorinin varsayımlarını birer birer çürütmüştür. Doğanın detayları incelendikçe, canlılarda, asla rastlantılarla açıklanamayan olağanüstü tasarımlar bulunduğu görülmüştür.
Tüm bu nedenlerle bugün evrim teorisi, ünlü moleküler biyolog Prof. Michael Denton’ın ifadesiyle "kriz içinde bir teori"dir.
Teorinin içine düştüğü bu kriz, teoriyi savunan bilim adamlarını da kimi zaman bazı itiraflarda bulunmaya yöneltmektedir. Bu bilim adamları, materyalist önyargıları nedeniyle teoriyi reddetmeyen, ancak teorinin bilimsel bulgularla çeliştiğinin de farkında olan kişilerdir.
Bu kitapta söz konusu evrimci bilim adamlarının kendi inandıkları teori hakkındaki itiraflarını okuyacaksınız. Teorinin kurucusu olan Charles Darwin’den, günümüzdeki en önde gelen savunucuları olan Richard Dawkins, Stephen Jay Gould ya da Richard Leakey’e kadar, yüzlerce evrimcinin bu teoriye, temelsiz, yanlış ve hatta saçma olduğunu fark ettikleri halde inandıklarını göreceksiniz.
Darwinizm’in, en ateşli savunucuları tarafından bile aslında inanılmayan bir masal olduğunu görmek istiyorsanız, bu itirafları okumalısınız.

 
   
 


EVRİM ALDATMACASI

Charles Darwin'in evrim teorisi, bugün dünyanın dört bir yanında yoğun bir propaganda ile savunulmaktadır. Okullarda, bilimsel kaynaklarda ve medyada, teori ispatlanmış bir gerçek gibi sunulmakta, pek çok insan da bu nedenle hiç sorgulamadan evrim teorisini doğru kabul etmektedir.
Oysa her geçen gün gelişen, paleontoloji, genetik ve biyokimya gibi bilim dalları, gerçekte evrim teorisini yalanlamaktadır. Evrimi ispatlamak için 140 yılı aşkın bir süredir aralıksız sürdürülen çalışmalar, teoriyi geçersiz kılmaktan başka bir sonuca varamamıştır.
Bu gerçeğe rağmen, evrim teorisinin bu denli yaygın bir biçimde savunulması ve insanlara empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin materyalist felsefe ile olan ilişkisidir. Sadece maddenin varlığını kabul eden materyalist felsefe, yegane sözde bilimsel dayanağını evrim teorisinde bulmaktadır. Bu teoriyi benimsetmek için global düzeyde uygulanan propagandanın ardındaki asıl neden de budur.
Bu kitap, evrim teorisinin bilimsel çöküşünü ayrıntılı, ancak kolay anlaşılır bir şekilde ortaya koymaktadır. Dahası teoriyi savunan bazı "bilim adamları"nın sahip oldukları önyargıları ve hiç çekinmeden başvurdukları çarpıtmaları gözler önüne sermektedir.
Bu dünya üzerindeki canlılığın ve insan neslinin gerçekten nasıl var olduğunu
öğrenmek isteyenler, bu kitabı mutlaka okumalıdır.

 
   
 

EVRİM AÇMAZI 2.Cilt

Darwin, "evrim mekanizması" olarak temelde doğal seleksiyonu gösteriyordu. Ama doğal seleksiyon tarafından seçilecek olan "yararlı özellikler" nasıl ortaya çıkacak ve nesilden nesile nasıl aktarılacaktı? İşte Darwin bu noktada Lamarck tarafından ortaya atılmış olan "kazanılmış özelliklerin sonradan aktarılması" tezine sarıldı. Evrim teorisini savunan bir araştırmacı olan Gordon Taylor, The Great Evolution Mystery adlı kitabında Darwin’in Lamarkizm’den yoğun biçimde etkilendiğini şöyle anlatır:

 

 
   
 


EVRİM AÇMAZI 1.Cilt

Evrim teorisi canlıların, cansız maddelerden kendiliğinden ve tesadüfler sonucunda oluştuğunu iddia eder. Yıllardır bilim dünyasında yaygın bir kabul gören evrim teorisi, Allah’ın varlığını ve yaratılışı kabul etmek istemeyen bilim adamları tarafından ısrarla ayakta tutulmaya çalışılmaktadır. Oysaki bilimsel bulgular evrim teorisini desteklemek bir yana, bu teorinin açmazlarını ve geçersizliğini her açıdan gözler önüne sermektedir. Özellikle son 20 yıl içinde paleontoloji, biyokimya, popülasyon genetiği, karşılaştırmalı anatomi, biyofizik gibi pek çok bilim dalında yapılan çalışmalar, canlılığın evrim teorisinin öne sürdüğü gibi doğal süreçler ve kör tesadüflerle açıklanamayacağını göstermektedir.

 

 
   
 


EVRENİN YARATILIŞI

19. yüzyılda bilim dünyasına hakim olan materyalist felsefe, evrenin sonsuzdan beri var olan başıboş bir madde yığını olduğunu öne sürmüştü. Ancak 20. yüzyıl biliminin ortaya koyduğu bulgular, materyalizmin bu iddiasını kesin olarak çürüttü.
Günümüzde bilim, evrenin bir başlangıcı olduğunu, yani yoktan yaratıldığını ispatlamış durumdadır. Big Bang (Büyük Patlama) adı verilen başlangıçla birlikte, hem madde hem de zaman yoktan yaratılmıştır.
Son yıllarda elde edilen bulgular, evrendeki fiziksel dengelerin olağanüstü bir hassasiyetle belirlendiğini de ortaya koymuştur. Aynı şekilde üzerinde yaşadığımız dünyanın yapısı, uzaydaki konumu ya da atmosferi de tam olması gerektiği gibi düzenlenmiştir. Karbon, oksijen gibi atomların veya su gibi moleküllerin fiziksel ve kimyasal özellikleri ise, yine insan yaşamına imkan sağlayacak biçimde belirlenmiştir.
Kısacası evrenin içinde tesadüfe yer yoktur. Tüm evren, belirli bir amaca göre, muhteşem bir uyum, ahenk ve denge ile yaratılmıştır.

 
   
 


EN BÜYÜK İFTİRA ŞİRK

Çoğu insan şirkin büyük bir sapkınlık olduğunu bilir, ama bunun kendisiyle uzaktan ya da yakından ilgili olabileceğini hiç düşünmez. Müşriklerin, yani şirk koşanların, sadece taştan ya da tahtadan oyulmuş totemlere secde eden insanlar olduklarını sanır. Ona göre müşrikler, sadece Peygamberimizden önce Kabe'deki putlara tapan cahiliye Arapları ve onlara benzer ilkel putperestlerdir. Oysa şirk, sadece tahtadan oyulmuş putlara tapmakla sınırlı bir kavram değildir ve -sanılanın aksine- günümüzde de pek çok toplumda yaygındır.
İnsanın Allah'ın rızasına muhalif olarak kendisine hayat amacı olarak belirlediği, kendisinden medet umduğu, rızasını aradığı her varlık, Allah'ın rızasına tercih ettiği herşey Allah'tan başka edindiği birer ilahtır aslında. Bu nedenle şirki uzak görmemek, onun insanın çok yakınında olabileceğine ihtimal vermek gerekir.
Allah'a şirk koşmak son derece tehlikeli, telafisi mümkün olmayan, insanı cehenneme kadar sürükleyebilecek bir günahtır. Bu nedenle Allah'tan korkan ve O'nun cennetini uman bir kişinin bu tehlikeye karşı dikkatli olması gerekir. Ancak dikkatli olabilmek için de öncelikle şirki tanımak, nelerin şirkin kapsamına girdiğini bilmek gerekir.
Bu kitap, şirki Kuran'da açıklanan gerçek anlamıyla tarif etmek amacıyla hazırlanmıştır. Umulur ki, amacına ulaşır ve insanların tüm bu putları bırakıp, sadece ve sadece herşeyin yaratıcısı olan Yüce Allah'a kulluk etmelerine vesile olur.

 
   
 


EHL’İ SÜNNETİN ÖNEMİ

Sünnet; Kuran'ın, son peygamber, alemlere rahmet, büyük ahlak sahibi, müminlere pek düşkün, onların sıkıntıya düşmesi kendisine çok ağır gelen, iman edenlerin ağır yüklerini, üzerlerindeki taassup zincirlerini kaldıran, Allah (cc)'ın elçisi Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) tarafından yorumlanarak hayata geçirilmesidir.
Resulullah (sav), tüm insanlar için en güzel örnektir. Mümin, Resulullah (sav)'ın sünnetine bakar ve uygulamaları ondan öğrenir. Peygamberimiz (sav)'in tüm hayatında, en küçük ayrıntıyı bile ihmal etmeme derecesinde bir ciddiyet, sorumluluk ve hassasiyet görülmektedir. Bu durum, Resulullah (sav)'ın ümmetine Kuran ile birlikte bir de "hikmet"i öğretmekte oluşunun bir sonucudur.
İslam ancak sünnetle birlikte uygulanabilir. Kuran, ancak sünnetin yardımıyla ümmet tarafından tam olarak anlaşılıp hayata geçirilebilir. Sünnet ise, Resulullah (sav)'ın sahih hadislerinin toplanması ve sonra da büyük alimler tarafından yorumlanması ile oluşan Ehl-i Sünnet itikadıdır.
Bu kitapta Ehl-i Sünnet itikadının esasları anlatılarak, konunun önemi bir kere daha hatırlatılmaktadır. Unutulmamalıdır ki Sünnet-i Senniye'yi terk edenler büyük bir sevap kaybına uğrayacaklar, hesap gününde Resullullah (sav)'in şefaatinden de mahrum kalacaklardır.

 
   
 


DÜŞÜNEN İNSANLAR İÇİN

Kuran'ın gönderilme amaçlarından birinin düşünmeye davet etmek olduğu Bakara Suresi'nin 164. ayetinde şöyle bildirilir:
“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip-çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler (ibret ve deliller) vardır.”
Kuran'ın buna benzer yüzlerce ayeti insanları yaratılmışlar üzerinde düşünmeye çağırır.
İnsan, sadece kendi bedenini, ya da doğadaki herhangi bir şeyi incelediğinde büyük bir ölçü, sanat, plan ve akıl bulacaktır.
Bu kitap, Allah'ın sayısız ayetlerinden bir kısmını görebilme ve gösterebilme amacıyla hazırlanmıştır.

 
   
 


DÜNYA HAYATININ GERÇEĞİ

Bu insanın içine düştüğü boşluğun nedeni, tüm evrenin, canlıların ve insanların bir amacı olduğunu kavrayamamış olmasıdır. Bu amaç, tüm bu varlıkların yaratılmış olmasından kaynaklanır. Aklı olan insan, evrenin ve canlıların her noktasında büyük bir plan, düzen ve akıl olduğunu görür ve dolayısıyla bunların üstün akıl sahibi bir Yaratıcı tarafından var edildiklerini anlar. Bunlar yaratılmış olduklarına, rastgele ve bilinçsiz bir süreçle ortaya çıkmadıklarına göre, mutlaka bir amaçları vardır. Bu amacın ne olduğu ise, bize üstün Yaratıcı’nın, yani Allah’ın insanlara yol gösterici olarak indirdiği Kuran’da bildirilir.

 
   
 


DÜNYA HAYATINDA TÜM ZEVKLERİ TÜKETENLER

Dünyanın dört bir yanı saymakla bitirilemeyecek kadar çok nimetle ve güzelliklerle doludur. Ancak Allah'tan uzak yaşayan bazı insanlar, bu zevklerin pek çoğundan haberdar değildirler. Farkına varabildikleri güzelliklerin ve ellerindeki nimetlerin zevkini ise, inkarlarıyla tüketmişlerdir. Kendi dertlerine, sıkıntılarına gömülmüş, bunların ağırlığından etraflarında olup biten sevinç duyulacak, keyif alınacak olayları, güzellikleri göremeyecek hale gelmişlerdir. Sürekli olarak bıkkınlık ve bezginlik içerisinde yaşadıklarından bahsetmektedirler. Dünyada yaşadıkları bu sıkıntılardan çok daha önemli olanı ise, –iman etmedikleri takdirde- dünyada iken tüketip yok ettikleri bu zevklerden, ahirette de sonsuza dek mahrum kalacak olmalarıdır.
Bu kitabın amacı, din ahlakı yaşanmadığında nasıl bir mahrumiyet, nimet kaybı ve sıkıntılı bir hayat yaşandığını ortaya koymak, bu duruma düşen kişileri dünyada yaşadıkları nimet kaybından ve ahirette karşılaşacakları acı sondan kurtulmaya davet etmektir. Ayrıca dünya hayatının çok fazla nimet ve güzellikle dolu olduğunu, tüm bu nimetlerin hazzını gereği gibi ancak iman ile tadabileceklerini hatırlatarak, tüm insanları Allah’ın yoluna uymaya, Kuran'a ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetine teslim olmaya ve iman ile yaşamaya çağırmaktır.

 
   
 


DOĞADA ALLAH'IN YARATMASI

Bu kitapta bazen bir kuşun kanatlarında, bazen bir bakterinin tüycüğünde bazen de bir yarasanın kafatasının içinde karşımıza çıkan Allah'ın üstün yaratma sanatının bazılarını inceleyeceğiz. Bunları inceledikçe bir yandan Darwinizm'in ne denli büyük bir yanılgı olduğunu görecek, öte yandan bu sistemlerin ne denli üstün bir bilgiyle yaratılmış olduklarına tanık olacağız..

 

 
   
 


DOĞADAKİ MÜHENDİSLİK

Örneğin, kullandığınız buzdolabı bir mühendislik tasarımıdır, televizyonunuz, müzik setiniz, asansörünüz, saatiniz, arabanız, bilgisayarınız, endüstri makineleri, uydular, uzay mekikleri… Bunların tümü ince planların ve hassas hesaplamaların, konusunda uzman çok sayıda insanın iş ve beyin gücünün ürünüdür.

 
   
 


DİNSİZLİĞİN KABUSU

Kötülük, haksızlık, üzüntü, karamsarlık, sıkıntı, yalnızlık, korku, stres, güvensizlik, vicdansızlık, endişe, öfke, kıskançlık, kin, uyuşturucu bağımlılığı, ahlaksızlık, kumar, fuhuş, açlık, fakirlik, yolsuzluk, hırsızlık, kavga, düşmanlık, cinayet, savaş, çatışma, zulüm...
Tüm bunlar, hemen her gün gazete ve televizyonlarda gördüğünüz, günlük hayatta karşılaştığınız hatta bizzat yaşadığınız sorunlardır. İnsanların ve toplumların yaşadıkları bu tür olumsuzluklar, dünya üzerinde yüzyıllardan beri hakimdir.
Peki insanlar bu kötülüklerle şimdiye dek mücadele etmişler midir ya da kurtulmak için bir gayretleri var mıdır? Elbette, dünyanın hemen her döneminde insanlar bu sayılan olumsuzluklarla karşı karşıya kalmışlar, bunlarla mücadele etmişler, ancak çareyi hep yanlış yöntemlerde aradıkları için bir türlü çözüm bulamamışlardır.
Şüphesiz bu olumsuzlukların tek çözümü "gerçek din ahlakı"nın yaşanmasıdır. Din ahlakı yaşanmadığı sürece insanlar bu olumsuzluklara mahkumdur. Çünkü bu, "dinsizliğin kabusu"dur.
Bu kitapta, Allah'ın insanlara indirdiği dinin tarif ettiği "güzel ahlak" modeli yaşandığı takdirde "dinsizliğin kabusu"nun yani kötülüklerin, karamsarlıkların, toplumsal huzursuzlukların ne şekilde engelleneceği, olumsuzlukların nasıl ortadan kalkacağı, insanların maddi manevi ne gibi kazançlar sağlayacağı ve tüm bu olumsuzluklardan kurtulabilmek için de din ahlakını yaşamanın tek alternatif çözüm olduğu anlatılmaktadır.

 
   
 


DİNSİZLİĞİN İLKEL MANTIĞI

Hayatını, ahireti esas alarak düzenleyen bir insan aslında dünyada da olabilecek en güzel, rahat ve huzurlu yaşamı sürdürecektir. Çünkü kendi yaratılışına en uygun olan yaşam tarzı Kuran’da bildirilmiştir ve kişi Kuran’a tam olarak uymakla, bir anlamda dünyayı Cennet benzeri bir mekan haline getirmiş olacaktır.

 
   
 


DİNSİZLİĞİN DİNİ İLE MÜCADELE

Bu kitapta dünya üzerinde hakim olan materyalizm, komünizm gibi ideolojileri, bunların kendilerine sözde bilimsel bir dayanak olarak gördükleri Darwinizm'i ve bunların dışında da dinsizliğe dayalı tüm sistemleri "dinsizliğin dinleri" olarak tanımladık. Çünkü bu ideolojiler, inançlarıyla, uygulamalarıyla, günlük hayata yönelik kurallarıyla dinsiz bir din halini almışlardır. Her birinin adeta ilah olarak gördükleri önderleri, her bir kelimesini ezbere bildikleri ve asla değiştirilemeyecek birer gerçek olarak kabul ettikleri kitapları vardır. Bu sahte dinler çok büyük bir hızla yayılmakta, takipçilerinin sayısı günden güne artmaktadır. Çünkü bunların peşinden gidenler "dinsizliğin dini" ni hakim kılmak için çok ciddi bir çaba içindedirler.

 

 
   
 

DİNİMİZİ ÖĞRENELİM

İnsanların konuşurken içinde Allah kelimesi geçen cümleler kullandıklarını duyarsınız. Bunlar genellikle "Allah korusun", "Allah kısmet ederse", "İnşallah", "Allah bağışlasın", "Allah kabul etsin" gibi cümlelerdir.

 

 
   
 


DİNDE PASİFİZM

"Pasif insan" dediğimizde yapı olarak şevksiz, çevresindeki olaylara karşı ilgisiz, insanların sıkıntıları ve sorunlarıyla ilgilenmeyen, etrafındaki aksaklıklara çözüm arayışı içinde olmayan, içine kapalı, kendi küçük dünyasında yaşayan bir insan modeli akla gelmektedir. Bu kitapta, söz konusu durağan yapıyı kasten sergileyerek bu çirkin modeli sinsice Müslümanlar arasında yaşatmaya çalışan insan karakteri anlatılmaktadır. Müslümanları pasifize etmeyi amaçlayan bu insanlar, müminlerle birlikte yaşayan, iman ettiğini söyleyen ancak münafıkane tavırlar gösteren veya kalplerinde hastalık olan insanlar olabilir. Veya henüz imanı tam olarak kavrayamamış, Allah'ı gereği gibi takdir edemeyen zayıf imanlı kimseler olabilir. Bu insanlar, müminlerin arasında olmalarına rağmen din ahlakını anlamakta ve yaşamakta çekimser, gevşek davranır, diğer müminlerin de kendileri gibi olmalarını isterler. Bunların yanısıra, cahiliye ahlakını yaşayan veya inkar edenler arasında da Müslümanların güçlerini zayıflatmak, heyecanlarını yok etmek isteyen kimseler olabilir ve bu insanlar da müminleri engelleyebilmek için vargüçleriyle çalışırlar.
Kendilerine Kuran-ı Kerim'i ve Peygamberimiz (sav)'in sünnetini rehber edinen salih Müslümanlar, Allah'ın izniyle, bu telkinlerin etkisi altında kalmayacak, büyük bir şevk ve heyecanla Allah yolunda fikri çalışmalarına devam edeceklerdir. Allah, samimi müminleri kendilerinden öncekiler gibi başarıya ulaştıracağını vaat etmiştir ve bu vaat, müminlerin şevklerini, azimlerini ve kararlılıklarını güçlendiren çok önemli bir müjdedir.

 
   
 


DEVLETE BAĞLILIĞIN ÖNEMİ

Devlet müessesinin önemini, görevlerini ya da işlevlerini anlatan kitaplar genellikle siyaset bilimi kitaplarıdır. Bu kitaplar çoğunlukla öğrencilere bilgi aktarmak amacını güderler. Ama elinizde tuttuğunuz kitapçık, bunlardan farklı bir kitapçıktır. Çünkü temel amacı, toplumda zaman zaman görülen bir kısım "devlet karşıtı" akım ya da fikirlerin ne kadar büyük bir yanılgı içinde olduklarını göstermek ve Türk Milleti’nin her ferdini devletine sahip çıkmaya çağırmaktır.

 
  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14  
   
   
  SAYIN ADNAN OKTAR İLE YAPILAN RÖPORTAJLAR   SAYIN ADNAN OKTAR HAKKINDA NE DEDİLER?  
           
  DEV KÜLLİYAT   EHL-İ SÜNNETİN ÖNEMi   GAZETE İLANLARI  
       
  DÜNYADAN YANKILAR   İMAN HAKİKATLERİ  
  MAKALELER  
 
       
  KURAN-I KERİM   HADİS KÖŞESİ   İNTERNET SİTELERİ