YAZAR ADNAN OKTAR'IN DEV KÜLLİYATI

 
   
 



DERİN DÜŞÜNMEK

Dünyaya gelmeden önce yok olduğunuzu ve yokken bir anda var olduğunuzu hiç düşündünüz mü?
Salonunuzda her gün gördüğünüz çiçeğin kapkara, çamurlu bir topraktan, nasıl olup da mis gibi bir kokuyla ve rengarenk çıktığını hiç düşündünüz mü?
Muzun, karpuzun, kavunun, portakalın kabuklarının kaliteli birer ambalaj görevi gördüğünü, bu meyvelerin tadlarının ve kokularının korunması için özellikle bu ambalajların içine paketlendiklerini hiç düşündünüz mü?
Hayatınızın büyük bir hızla akıp gittiğini, bir gün güçten düşerek yaşlanacağınızı, güzelliğinizi, sağlığınızı, gücünüzü yavaş yavaş kaybedeceğinizi hiç düşündünüz mü?
Bir gün, hiç beklemediğiniz bir anda Allah'ın görevlendirdiği ölüm meleklerini karşınızda görerek bu dünyadan ayrılacağınızı hiç düşündünüz mü?
Peki insanların kısa sürede terk edecekleri bir dünyaya neden bu kadar çok bağlandıklarını ve asıl yapmaları gerekenin ahiret için çaba göstermek olduğunu hiç düşündünüz mü?
İnsan Allah'ın düşünme yeteneği ile yarattığı bir varlıktır. Ne var ki, insanların çoğunluğu bu çok önemli yeteneği gereği gibi kullanmaz. Hatta hemen hemen hiç düşünmeyen insanlar bile vardır. Bu kitabın amacı insanları "gereği gibi düşünme"ye davet etmek ve "gereği gibi düşünme"nin yollarını göstermektir.

 
   
 


DECCAL’İN AYİNİ: TERÖR

Deccal, ahir zamanda (dünyanın son devirlerinde) ortaya çıkacak en büyük negatif gücün adıdır. Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde genelde bir kişilik olarak tasvir edilmektedir, ancak bu bir kişi olabileceği gibi, şiddete ve vahşete eğilimli, şeytani özelliklere sahip ve insanlara zulmeden bir ideoloji de olabilir.
Bu fikir akımı, adeta bir büyü gibi kitlelere etki eden, tüm saçmalığına ve yanlışlığına rağmen takipçileri olan ve hatta kendi içinde çeşitli mezhepleri bulunan bir akımdır.
Söz konusu akımın, hedefine ulaşmak için en yoğun şekilde kullandığı yöntemlerden biri, savunmasız insanlara yönelik olan şiddet ve terör eylemleridir. Diğer bir deyişle terör, Deccal sisteminin en önemli aracıdır. Bu araç, Deccal sisteminin takipçileri tarafından adeta bir ayin şeklinde, yani büyük bir histeri ve feveran içinde kullanılır.
Bugün halen dünyanın çeşitli bölgelerinde devam eden savaşlar, çatışmalar, kanlı terör eylemleri, vahşi katliamlar, cinayetler ve soykırımlar, Deccal'in eseridir. Bu sistemin ana hedefi, insanları imandan, güzel ahlaktan, sevgiden, şefkatten uzaklaştırıp, onları sevgisiz, saldırgan, vahşetten ve şiddetten zevk alan vahşi birer hayvan haline getirmek ve bu şekilde dünyayı kanlı bir arenaya çevirebilmektir.
Ancak bu planın hiçbir zaman galip gelemeyeceği ve Deccal'in sisteminin mutlaka yok olacağı asla unutulmamalıdır. Oluşturduğu kaosun ve meydana getirdiği fitnenin boyutları her ne olursa olsun, Deccal'in fikir sistemi, hak olmayan tüm diğer fikir akımları gibi Allah'ın bir kanunu gereği yenilmeye ve yok olmaya mahkumdur.

 
   
 


DARWINİZM’İN SONU

Tüm canlılığın bilinçsiz, amaçsız bir tesadüfler sürecinin ürünü olduğu düşüncesi, bir 19. yüzyıl hurafesidir. O dönemin ilkel bilim düzeyi içinde düşünen evrimciler, canlılığın çok "basit" olduğunu sanmışlardır. Dünya üzerinde bir milyonu aşkın farklı canlı türü yaşar. Hepsi son derece farklı özelliklere ve mükemmel sistemlere sahip olan bu canlılar nasıl ortaya çıkmışlardır? Bu soruyu sağduyu ile inceleyen her insan, tüm bu canlılığın üstün ve kusursuz bir yaratılışın ürünü olduğunu görür.

 
   
 


DARWINİZM’IN KARANLIK BÜYÜSÜ

Böyle bir insan görseniz, onu çeşitli sıfatlarla tanımlayabilirsiniz. Aklını yitirdiğini, bilincini kaybettiğini hatta "çıldırdığını" bile söyleyebilirsiniz. Onun içinde bulunduğu durumu anlatmak için söyleyebileceğiniz sözlerden biri de büyük bir olasılıkla "Adeta büyülenmiş gibi, gerçekleri kesinlikle göremiyor!" olur.

 
   
 

DARWINİZM’İN KANLI İDEOLOJİSİ FAŞİZM

Üstelik faşist ideolojiyi, eğitimden kültüre, dinden sanata, devlet yapısından askeri sisteme, polis teşkilatından insanların özel yaşamına dek hemen her alanda hayata geçirmişlerdir. Faşizmin başlattığı II. Dünya Savaşı ise, insanlık tarihinin en büyük felaketlerinden biri olmuş ve ardında 55 milyon ölü bırakmıştır.

 
   
 


DARWINİZM’İN İNSANLIĞA GETİRDİĞİ BELALAR

Geride bıraktığımız 20. yüzyıl, belaların, acıların, katliamların, sefaletin, büyük yıkımlar getiren savaş ve çatışmaların yüzyılıydı. Milyonlarca insan bir hiç uğruna, sapkın ideolojilere hizmet adına öldürüldü, katledildi, açlığa ve ölüme terk edildi, bakımsız, evsiz barksız, korumasız bırakıldı. Milyonlarcası, hayvanlara bile reva görülmeyecek, insanlık dışı muamelelere maruz kaldı. Tüm bu acıların ve belaların altında ise hemen her zaman despotların ve diktatörlerin imzası oldu: Stalin, Lenin, Trotsky, Mao, Pol Pot, Hitler, Mussolini, Franco… Bu isimlerden kimi aynı ideolojiyi paylaşırken, kimi de birbirine ölümüne düşmandı. İdeolojilerinin birbirlerine karşı olması nedeniyle kitleleri çatışmaya sürüklediler, kardeşi kardeşe düşman ettiler, savaşlar çıkarttılar, bombalar attırdılar, arabaları, evleri, dükkanları yakıp yıktırdılar, mitingler düzenlettiler, ellerine silah vererek hiç acımadan gençleri, yaşlıları, kadınları, çocukları, erkekleri öldüresiye dövdürttüler, kurşuna dizdirdiler… Sırf başka bir fikri savunuyor diye bir insanın yüzüne silah doğrultup, gözlerinin içine bakarak öldürebildiler, başını ayakları ile ezebilecek kadar acımasızlaşabildiler, kadın, çocuk, yaşlı demeden insanları evlerinden, yurtlarından sürdüler...

 
   
 

DARWINİZM DİNİ

Genel hatlarını çizdiğimiz bu dini aslında hepiniz çok yakından tanıyorsunuz. Bu dinle günlük hayatınızda karşılaşıyor, gazetelerde bu dinin propagandasını okuyor, televizyonlarda da yine bu dinin telkinlerini izliyorsunuz. Bu din hayatınızın her anına girmiş, adeta bir parçası olmuş. Hatta belki de bazılarınız -bilerek ya da bilmeyerek- bu dinin birer tabisi haline gelmişsiniz. İşte bu din,"Darwinizm Dini"dir.

 

 
   
 


DARWINİZM

Bu nedenle, hayatın, evrenin ve doğanın kaynağının ne olduğunu anlamak her insan için şarttır. Belki insanların büyük bir bölümü bu konu üzerinde düşünmeden, yalnızca küçük hesaplar peşinde koşarak, örneğin yalnızca yiyeceği yemeği ya da kazanacağı parayı düşünerek yaşar. Ancak hayatın anlamını düşünmeden, yalnızca bu tür geçici ve günlük konular üzerinde düşünerek yaşanan bir hayat, anlamsız bir hayattır. Çünkü insan ölümlüdür ve yemek, para, cinsellik gibi konuların hepsi ölümle birlikte önemsiz hale gelecektir. Ömrünü yalnızca bu tür konularla harcamış ve hayatın anlamı üzerinde düşünmeden yaşayıp-ölmüş olan bir insan ise, bir anlamda hayvanlara benzer bir hayat sürmüş olur.

 

 
   
 


DARWIN’İN TÜRK DÜŞMANLIĞI

Elbette kendisini "bilimsel" ilan eden tek ideoloji komünizm değildir. Aynı şekilde ırkçılık ve faşizm de "bilimsellik" iddasıyla ortaya çıkmıştır. Hitler, Alman ırkının diğer tüm ırklardan üstün olduğu iddiasına dayanan ideolojisini, Almanların ve diğer ırkların kafataslarını ya da benzeri fiziksel yapılarını ölçerek sözde biyolojik yönden ispatlamaya çalışmıştır. Benzeri bilimsellik iddiaları, başka ırkçı ideologlar tarafından da tekrarlanmıştır.

 

 
   
 


ÇÖZÜM KURAN AHLAKI

Zulüm gören, işkenceyle öldürülen insanlar, masum bebekler, bir ekmek alacak parası dahi olmayanlar, soğuk havada, bezden çadırlarda neredeyse sokakta yatanlar, hastalıklarını tedavi ettirecek para bulamayanlar veya ihtiyar ve güçsüz olmalarına rağmen hastane kapılarında saatlerce hatta günlerce tedavi sırası bekleyenler, sadece belli bir kabileye mensup oldukları için katledilenler, dinlerinden dolayı evlerinden, yurtlarından çıkartılan kadınlar, çocuklar ve yaşlılar, bir tarafta ardı arkası gelmeyen israf, diğer tarafta ise açlıktan ve bakımsızlıktan yok olan, ölüme terk edilen zavallı insanlar, sokağa atılan, kendi başının çaresine bakamayacak kadar küçük ve savunmasız çocuklar, ailesini geçindirebilmek için küçük yaşta okula gitmeyip, oyun oynamayıp çalışan veya dilenen çocuklar, her an hasımları tarafından öldürülme korkusuyla yaşayan insanlar…

 

 
   
 


ÇOCUKLAR SİZİN İÇİN – 2

Çocuklar! Termitleri tanıyor musunuz? Karıncaya benzeyen bu çalışkan canlılar hakkında neler biliyorsunuz? Peki ya kelebeklerin küçük bir tırtılken gelişip büyüdüklerini ve bir kozanın içinden çıkarak muhteşem kanatlara sahip olduklarını biliyor musunuz? Ağaçkakanların meşe ağaçlarına küçük palamutlar sakladıklarını, ateş böceklerinin ışık saçtıkları halde nasıl olup da vücutlarının yanmadığını, kurbağaların kamuflaj yaparak düşmanlarından saklandıklarını, fok balıklarının soğuk sularda nasıl olup da donmadıklarını... Bu kitapta okuyacağınız hikayeler, size bunlara benzer pek çok ilgi çekici konu hakkında bilgiler verecek. Bunları okurken her hikayenin kahramanları hakkında detaylı olarak düşünecek, Allah’ın hepsini ne kadar kusursuz yarattığını göreceksiniz.

 

 
   
 


ÇOCUKLAR SİZİN İÇİN – 1

Çocuklar! Sizin için hazırlanmış olan ve hikayelerden oluşan bu kitapta çok önemli bilgiler okuyacaksınız. Allah’ın yarattığı canlılardaki harikalıkların pek çok örneğini bu kitapta bulacak, Rabbimiz’in gücünün benzersizliğine bir kere daha şahit olacaksınız. Allah’ın yarattığı her olayı sabır ve tevekkülle karşılamanız gerektiğini, Rabbimiz’e her an şükretmeniz gerektiğini bir kere daha hatırlayacaksınız. Çevrenizdeki insanlara iyi davranmanızın neden çok önemli olduğunu, temizliğin bir mümin özelliği olduğunu, güzel söz söylemenin Allah’ın hoşnut olacağı güzel bir ahlak olduğunu öğreneceksiniz.

 

 
   
 


ÇOCUKLAR DARWIN YALAN SÖYLEDİ

Bu en doğru cevap nedir biliyor musunuz? Çevrenizde gördüğünüz her şeyi, sizi, arkadaşlarınızı, anne-babanızı, dünyayı, güneşi, çok sevdiğiniz yiyecekleri, muzları, kirazları, çilekleri, rengarenk gülleri, menekşeleri, güzel kokuları, insanları, kedileri, köpekleri, karıncaları, arıları, atları, kuşları, kelebekleri, kısacası her şeyi Allah yaratmıştır.

 

 
   
 


CANLILARDAKİ FEDAKARLIK VE AKILCI DAVRANIŞLAR

Çöküntüye uğramış bu teori, canlılığın kökeni ile ilgili iddialarına hiçbir bilimsel kanıt getiremediği gibi, canlıların sahip oldukları sayısız olağanüstü özelliğin kökeni hakkındaki soruları da yanıtsız bırakır. İşte evrimcileri çıkmaza sokan bu konulardan biri de kitabın konusu olan "canlılarda görülen fedakarlıklar"dır.

 

 
   
 


CAHİLİYE TOPLUMUNU TERKETMEK

Kuran’ın Zümer suresinde, ahirette insanların hesaba çekilmesinden bahsedilirken onların, cennete ya da cehenneme "gruplar" halinde yollanacakları haber verilir (Zümer; 71-73). Bir diğer ayette de mahşer günü, önderleriyle birlikte hesaba çağrılan "insan grupları"ndan bahsedilir (İsra; 71). Yani insanlar ahirette her ne kadar kişisel olarak hesaba çekilseler de genelde hesabın öncesinde ve sonucunda gruplar halinde bir muameleye tabi tutulurlar. Herkes kendininkine yakın ve benzer konum ve derecelere sahip kişilerle aynı grupta yer alır, benzer akıbetlere uğrar. Cennete veya cehenneme girer, benzer derecelerde ceza veya mükafat görür. Buradan hareketle, insanın dünyada iken hangi "insan grubu" içinde yer aldığının da son derece önemli bir konu olduğu ortaya çıkar.

 

 
   
 


CAHİLİYE TOPLUMUNDA İNSAN KARAKTERLERİ

Kuran'ı, insanları yaratan, onların tek hakimi ve tek sahibi olan Allah indirmiştir. Dolayısıyla insanın bilmediklerini öğrenebilmesi ve içerisinde bulunduğu cahillikten kurtulup bilinçlenebilmesi de ancak Kuran'da bildirilen din ahlakını yaşamasıyla mümkündür. Bu önemli gerçeği göz ardı ederek din ahlakından uzak yaşayan kimseler ise "cahil" bir toplum oluştururlar. Ancak bu cahillik, bu kimselerin Yaratıcımız olan Allah'ı tanımamaları, O'nun kudretini gereği gibi takdir edememeleri, O'nun kendilerinden neler beklediğini, O'nun istediği ahlak ve kişilik yapısının nasıl olması gerektiğini bilmemelerinden kaynaklanan bir cahillik çeşitidir.
Bu köklü cehalet onların yaşam tarzlarından kişilik yapılarına kadar hayatlarının her anında olumsuz etkilerini gösterir.
İşte bu kitabın amacı da, cahiliye toplumunun ürettiği yaşam tarzları ve karakterlerinden belli başlı örnekleri inceleyerek, bu sistemin, kesin olarak "açmazda" olduğunu ortaya koymaktır. Ayrıca cahiliye toplumunu oluşturan insanların, yaşadıkları klasik karakterlerle aradıkları huzur ve mutluluğa hiçbir şekilde ulaşamadıklarını göstermektir. Bunun yanısıra Kuran'da bildirilen mümin karakteri de tanıtılarak cahiliye toplumundaki insan karakterleri ile farkı ortaya konmaktadır.

 
   
 


BİYOMİMETİK TEKNOLOJİ DOĞAYI TAKLİT EDİYOR

Uçağın montajı ile ilgili bilginiz olmasa da, eğer elinizde benzer bir model varsa maketi yine yapabilirsiniz. Çünkü daha evvel gördüğünüz uçak modelinin tasarımı, onun benzerinin yapımında size önemli bir rehber olacaktır. Aynı mantıkta, doğada var olan kusursuz bir tasarımı örnek almak da, benzer işlevlere sahip bir teknolojik aygıtın tasarım ve montajının en kısa yoldan ve en mükemmel biçimde gerçekleştirilmesini sağlar. Bunun bilincinde olan pek çok bilim adamı ve araştırma-geliştirme (ARGE) uzmanı da yapacakları her yeni çalışmadan önce, bunun canlılardaki örneklerini araştırmakta, bunlardaki sistem ve tasarımları örnek alarak onları taklit etmektedirler. Diğer bir deyişle bilim adamları, Allah’ın doğada yarattığı tasarımları görüp incelemekte ve bunlardan ilham alarak yeni teknolojiler geliştirmektedirler.

 
   
 


BİTKİLERDEKİ YARATILIŞ MUCİZESİ

Bu kitabın hazırlanış amacı, bitkilerdeki mucizevi özellikleri gözler önüne sererek, günlük yaşamın akışı içinde insanın sürekli karşılaştığı ama "yaratılış mucizesi" olduğunu aklına getirmediği, görüp de üzerinden geçtiği konulara olan alışkanlığı kırmaktır. Tüm hayatı boyunca belli konulara ilgi duyan, sadece kendi ihtiyaçları üzerinde düşünen, bu yüzden Allah'ın varlığının delillerini göremeyen insanlara bu konuda yeni bir ufuk açmaktır. Çünkü bu, insanın kendisini yaratan Rabbi'ne yönelmesinde çok önemli bir yol olacaktır.
Sizin için gökten su indiren O'dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. (Nahl Suresi, 10-11)

 
   
 


BİR TARTIŞMANIN ARDINDAN

1 ve 8 Haziran 2001 tarihlerinde ATV’de yayınlanan ve Hulki Cevizoğlu’nun sunduğu "Ceviz Kabuğu" adlı tartışma programlarında çok önemli bazı gerçekler ortaya çıktı. Programlarda iki hafta üst üste evrim teorisi bilimsel manada tartışıldı. Ancak evrim teorisi lehinde söz alanların çoğu, bu teoriyi bilimsel bir bakış açısıyla değil, materyalist felsefeye olan dogmatik bağlılıkları nedeniyle savunduklarını ortaya koydular...

 
   
 


BATI DÜNYASI ALLAH’A YÖNELİYOR

Geçen yüzyıl savaşlar, zulümler, toplu katliamlar, ırkçı saldırılarla dolu, soykırımların yaşandığı bir yüzyıldı. Bu belaların sebepleri ise 19. yüzyılda hazırlanmaya başlamıştı. İlkçağlardan beri maddenin mutlak varlık olduğunu iddia eden maddeci düşünce, Darwin’in 19. yüzyılda ortaya attığı evrim teorisiyle güç bulunca, dinsiz ideolojilerde geniş çaplı bir yayılma oldu. Bu ideolojiler bir anda toplumların hayat felsefesi haline geldi.

 
  1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14  
   
   
  SAYIN ADNAN OKTAR İLE YAPILAN RÖPORTAJLAR   SAYIN ADNAN OKTAR HAKKINDA NE DEDİLER?  
           
  DEV KÜLLİYAT   EHL-İ SÜNNETİN ÖNEMi   GAZETE İLANLARI  
       
  DÜNYADAN YANKILAR   İMAN HAKİKATLERİ  
  MAKALELER  
 
       
  KURAN-I KERİM   HADİS KÖŞESİ   İNTERNET SİTELERİ