| |
 |
|
| |
 |
|
| |

|
KURAN AHLAKINDA FEDAKARLIGIN ÖNEMİ
Bir ayette "Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz..." (Al-i İmran Suresi, 92) hükmüyle önemli bir gerçek bildirilmiştir. İnsanları gerçek anlamda iyiliğe ulaştıracak olan en temel ahlak özelliklerinden biri "fedakarlık"tır. Fedakarlık; insanın sahip olduğu, sevdiği, değer verdiği şeylerden hiç düşünmeden ve seve seve feragat edebilmesidir. İnandığı değerler ya da sevdiği insanlar uğruna gerektiğinde her türlü zorluk ve sıkıntıyı göze alabilmesi, bu konuda elinden gelenin en fazlasını yapabilecek şevk, azim ve iradeyi kendisinde bulabilmesidir. Kendi menfaatleriyle, inandığı değerler ya da sevdiği insanların menfaatleri arasında seçim yapması gerektiğinde kendi çıkarlarından vazgeçebilmesi, bu uğurda maddi manevi her türlü özveride bulunabilmesidir.
Bu kitapta fedakarlık kavramını, tüm bu yönleriyle ele alarak, fedakarlığın müminlerin yaşamlarının her anına hakim olması gereken en önemli ahlak özelliklerinden biri olduğunu, Allah'ın rızasını kazanabilmek için Kuran'da bildirilen bu ahlak anlayışının tam olarak yaşanması gerektiğini anlatacağız. Müslümanların çok güçlü bir fedakarlık anlayışı içerisinde hayırlarda yarışmalarının ve bu özellikleriyle birbirlerine örnek olmalarının hem dünyada hem de ahirette çok büyük hayırlara vesile olabileceği açıktır. |
|
| |
 |
|
| |

|
HÜCRE ZARINDAKİ MUCİZE
Bu kitapta bir hücrenin içinde yaşanan olayların, bundan 30-40 yıl önce hayal bile edilemeyecek kadar kompleks, planlı ve "akılcı" olduğunu inceleyeceğiz. Hiç unutmamamız gereken bir gerçek, sözünü edeceğimiz moleküllerin hiçbirinde, yaptıkları "akılcı" işleri planlayacak ve yürütecek bir akıl olmadığıdır. Ortada, bu moleküller üzerinde sergilenen benzersiz bir akıl vardır, ama bu aklın kaynağı maddenin kendisine ait değildir. Aynı üstün akıl, Big Bang'in ardından oluşan olağanüstü hassas dengelerde, dev yıldızların içindeki nükleer reaksiyonlarda veya elementlerin yaşam için en ideal olan yapılarında da ortaya çıkmaktadır. Schroeder'in dediği gibi, "tek bir bilinç, evrensel bir hikmet, evreni kuşatmış durumdadır". Evreni kuşatan bu bilinç, Yüce Allah'ın sonsuz ilmi ve aklıdır. |
|
| |
 |
|
| |

|
BİR ZAMANLAR DARWINİZM
Tarih boyunca birçok bilim adamı, gerek dönemlerinin geri kalmış bilim düzeyi, gerekse sahip oldukları bazı önyargılar sebebiyle birçok bilimsel yanılgıya kapıldı. Tarihte gerçekleşmiş bilimsel yanılgılara verilecek en çarpıcı örnek, yaşamın kökeni üzerine ortaya atılmış iddialardan biriydi. Çünkü bu iddianın etkileri ve mantıksızlığı diğer yanılgılardan çok daha büyük oldu. Bu yanılgı, evrim inancıyla materyalist dünya görüşünün birleştiği 'Darwinizm'di. Bir zamanlar yetersiz bilim düzeyi nedeniyle kabul görmüş olan Darwinizm'in maskesi 21. yüzyılda tamamen düşürülmüş, köhne ve çürük bir teori olduğu açığa çıkmıştır. Bu kitapta bir kere daha delilleriyle ortaya konan bu açık gerçeği gördükten sonra direnmemek ve gerçeği kabul etmek doğru bir harekettir. Bir insan bilgi eksikliğinden ya da kendisine yapılan telkinlerden dolayı evrim yalanına inanmış olabilir. Ama eğer samimi bir insansa, bir aldatmacanın peşinden giderek dünyada ve ahirette küçük düşeceğine, doğruyu araştırıp bulmalı ve ona uymalıdır. Darwinizm'in bağlılarının yapmaları gereken, bu teoriye körü körüne inanmaktan vazgeçmektir. Bilimin sonuçlarını incelemeli ve bu sonuçları önyargısız olarak değerlendirmelidirler. Samimi oldukları takdirde, Darwinizm'in en koyu savunucuları bile, bu teorinin büyük bir aldanış olduğunu göreceklerdir. Unutulmamalıdır ki samimiyet ve dürüstlük, dünyada da ahirette de güzel bir karşılık görecektir. |
|
| |
 |
|
| |

|
KAN VE KALP MUCİZESİ
Bedeninizde akan kanın varlığından daha önce hiç haberiniz olmasaydı ve bir gün bunu aniden keşfetseydiniz, bir hayli şaşırırdınız. Sizi ilk hayrete düşüren, derinizin hemen altında alabildiğine kırmızı bir rengin hakimiyeti olurdu. Bu sıvının son derece hızlı bir biçimde hiç durmadan akmakta olduğunu öğrendiğinizde ise daha da çok şaşırırdınız. Herhangi bir nedenle dışarıya akan kanın bir süre sonra "kendiliğinden" durup pıhtılaşarak, aktığı bölgeyi tamamen farklı bir görünüme getirmesi ise şaşkınlığınızı daha da artırırdı. Biraz detaylı incelediğinizde ise kan olmadan bedeninizin yaşayamadığını ama belki de daha ilginci, "bedeniniz olmadan da kanın yaşayamadığını" fark edecektiniz. Bütün bunlar ise kafanızda daha birçok sorunun oluşmasına neden olacaktı. Bu sıvının neden böyle "özel" olduğunu ve bedeninize kim tarafından, neden ve nasıl yerleştirilmiş olduğunu merak etmeye başlayacaktınız.
Evrimcilere göre bu soruların cevabı tesadüflerdir yani insan bedenindeki kusursuzluk, evrendeki muazzam düzen, birbirinden çeşitli hayvan ve bitkiler, kısacası var olan herşey "tesadüfen" oluşmuştur. Ancak yeryüzündeki "herhangi bir şey" biraz derinlemesine incelendiğinde, evrim teorisinin ne kadar büyük bir yanılgı olduğu rahatlıkla anlaşılabilir. Her sistem öylesine detaylı ve akılcıdır ki, tesadüflerle meydana gelmesi bir yana, tek bir tesadüfün bile sistemin akışını bozacağı hemen görülür.
Sistemin her parçasında, her detayında kusursuzluk vardır. İnsanın detaylarını henüz bir yüzyıl önce ve sadece genel hatları ile keşfedebildiği bu mükemmel sistemi yaratan herşeyden üstün olan, sonsuz güç sahibi Yüce Allah'tır. |
|
| |
 |
|
| |

|
HAZRETİ İSA (AS)’NIN GELİŞ ALAMETLERİ
Hazreti İsa’nın kıyametten önceki dönemde yeniden dünyaya geleceği, Kuran’da ve hadislerde bildirilmektedir. Hem Hıristiyan hem de Müslüman dünyası tarafından inanılan ve beklenen bu büyük mucize ile, dünyadaki tüm zulüm ve haksızlıklar son bulacak, yeryüzü barış, bereket ve adalet ile dolacaktır.
Bu kitapta, Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden gelişi konusunda İslami kaynaklarda yer alan alametler ve bunların günümüzde nasıl birer birer gerçekleştikleri incelenmiştir. Kitap boyunca konu edilen bu alametlere tanıklık edenler, Allah'ın izniyle, Hz. İsa'nın gelişinin yakınlaştığını umut edebilirler.
Ancak bundan önce, dünyanın böylesine büyük bir olaya sosyolojik düzeyde de hazırlanmakta olduğuna işaret etmek gerekir. Son iki yüzyılda insanlığın üst üste yaşadığı olaylar zinciri, tüm dünyada, insanların bilinçaltında, ya da kimi zaman daha da görünür bir biçimde, bir "kurtarıcı" beklentisini yükseltmiştir. Materyalist felsefeye dayalı ideolojilerin ve hayat biçimlerinin insanlığı kurtaramadığı, aksine felaketlere ve anlamsızlığa sürüklediği görülmüştür ve din ahlakına yöneliş hızla artmaktadır. Bunun, Hz. İsa'nın dönüş alametlerinin bir bir gerçekleştiği bir devre rastgelmesi ise, kuşkusuz çok anlamlıdır.
Hz. İsa'nın dönüşü ile ilgili alametlerin neler olduğu, hadis-i şeriflerde detaylı olarak bildirilmiştir. Ayrıca İncil'de yer alan Hz. İsa'nın gelişinin alametleri de hadislerde bildirilen haberlere benzerlik göstermektedir.
Kitap boyunca görüleceği gibi birçok alametin, ard arda ve hep aynı dönem içerisinde gerçekleşiyor olması, hiç şüphesiz Hz. İsa'nın gelişinin iyice yakınlaşmış olduğunun önemli bir göstergesidir.
Unutmamak gerekir ki, bu kitapta incelediğimiz her bir alamet, bize, çok kutlu bir dönemde yaşadığımızın hatırlatıcısıdır. Asırlardır beklenen bu tarihi müjde -Allah'ın izniyle- gerçekleşmek üzeredir. Ve bu durum, samimi olarak iman eden tüm insanlar için büyük bir şevk ve heyecan kaynağıdır. Rabbimiz'in dilemesiyle, Hz. İsa'nın gelişi, gerçek din ahlakının tüm dünyaya yayılmasına, samimi olarak iman edenlerin güvenliğe kavuşmasına vesile olacaktır. Tüm iman edenler gibi bizim de temennimiz, Rabbimiz'in bizi Hz. İsa'yla karşılaşma şerefine eriştirmesi ve onun gelişinden önceki bu dönemde, mübarek misafirimizi karşılamak için en güzel hazırlığı yapmamızı bize nasip etmesidir.
|
|
| |
 |
|
| |

|
HAYVANLARDA GÖÇ MUCİZESİ
Bir ay boyunca yere hiç inmeden 15.000 km. uçan albatroslar, göçleri sırasında dünyanın çevresini dolaşan kırlangıçlar, 3.000 km.lik bir mesafeyi katedebilen çekirgeler, doğumlarından kısa bir süre sonra 6.000 kilometrelik yolculuğa çıkan yılan balıkları ve daha birçok canlı.
En hafifleri 35-40 gram olan, en ağırları ise 130 tona kadar varabilen bu canlılar yaşamları boyunca bir yerden başka bir yere seyahat ederler. Göç olayında pek çok hayvan kilometrelerce mesafeyi, hiçbir yol gösterici, hiçbir vasıta olmadan kateder. Bunun önemi, hava koşulları ve iklim değişiklikleri dikkate alındığında ve katedilen mesafeler hayvanların vücut ölçüleri ile kıyasladığında daha da çarpıcı boyutlara ulaşır. Göçteki dikkat çekici nokta sadece mesafelerin uzunluğu değildir. Birçok göçmen kuş bir bölgede senelerce yaşadıktan sonra eski kışlık bölgesine geri dönebilir. Bunların yanı sıra göç yolculuğu büyük bir fizyolojik hazırlığı gerektirir. Yüksek enerji gereksinimi, kötü hava koşulları, yemek bulma problemleri ve düşmanlar ise göç sırasında karşılaşılabilecek olumsuz koşullardan sadece birkaçıdır. Tüm bu zorluklara rağmen kuşlar uzun mesafeleri nasıl aşmaktadırlar? Üstelik pek çok canlı onları göçe zorlayacak kötü hava şartları ya da besin kaynaklarında bir azalma gibi sebepler olmamasına rağmen nasıl karar almakta ve ne zaman göç etmeleri gerektiğini nereden bilmektedirler? Göç esnasında yönlerini bulmak için onlara kim rehberlik etmektedir? Bir başka ifadeyle, kör tesadüfler kuşlara yön bulmayı, uzun mesafeleri katederken enerji tasarrufunda bulunmayı, zamanı algılamayı nasıl öğretmişlerdir? Kuşkusuz tesadüflerin zaman belirleme ve yön bulma gibi şuur gerektiren kavramları bilip, bunları canlılarda mekanizma olarak var etmesi söz konusu değildir. Tüm bu soruların cevabı bize bilinç ve akıl sahibi bir Yaratıcı'nın varlığını göstermektedir. Kuran'da "... O'nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur" (Hud Suresi, 56) ayetiyle bildirildiği gibi, tüm canlılar Allah'ın denetimindedir. Bu kitapta Allah'ın yaratışındaki ihtişam, hayvanların hayranlık uyandırıcı göçleri konusu ele alınarak anlatılmaktadır.
|
|
| |
 |
|
| |

|
YENİ MASONİK DÜZEN
Bir dolarlık Amerikan banknotunun üzerinde, Amerika Birleşik Devletleri'nin Büyük Mührü yer alır. Mührün iki yüzü vardır. Bir yüzünde ABD'yi sembolize eden bir kartal bulunur. Öteki yüzde ise, tepe kısmı mason localarının ünlü sembolü olan "üçgen içinde göz"le tamamlanmış bir piramit yer alır. Bu "masonik" piramitin üstüne ve altına ise iki ilginç Latince ibare konmuştur: Annuit Coeptis ve Novus Ordo Seclorum.
Annuit Coeptis "başlanmışın tamamlanması" demektir. Novus Ordo Seclorum ise, Başkan Bush'un "Yeni Dünya Düzeni"ni ilan etmesinden sonra daha çok dikkat çeken bir anlam taşır: "Yüzyılın Yeni Düzeni". Ancak bu ibarenin içindeki seclorum kelimesinin Latince'deki ikinci sözlük anlamını alırsak, bu kez daha da ilginç bir mesajla karşılaşırız. Seclorum'un ikinci anlamı "seküler"dir, yani "din-dışı".
Bu durumda ABD Büyük Mührü'ndeki mesajı şöyle okuyabiliriz: "Başlanmışın tamamlanması... Yeni Seküler (din-dışı) Düzen"...
Bu ifadelerin ünlü masonik sembol "üçgen içinde göz" ile birlikte kullanılmış olmasından yola çıkarak da bu "düzen"e, Yeni Masonik Seküler Düzen ya da kısaca Yeni Masonik Düzen diyebiliriz.
Yeni Masonik Düzen'in etkileri ise bugün karşı karşıya olduğumuz pek çok sorunda; etnik çatışmalarda, ideolojik kavgalarda, hatta gelecekte dünyada yaşanacağı söylenen "Medeniyetler Çatışması"na kadar uzanan pek çok gelişmede kendini göstermektedir.
Bu kitap, dünyanın resmi tarihini ve resmi ideolojisini bir kenara bırakıp, kurulu olan Dünya Düzeni'nin gerçek tarihini ve gerçek yöneticilerini tanıtmaktadır.
| |
| |
 |
|
| |

|
TAPINAKÇILAR VE MASONLAR
Tapınak Şövalyeleri (ya da diğer adıyla Tapınakçılar), kökeni Ortaçağ'a dek uzanan, faaliyetleri ve yandaşları ise zamanla değişikliğe uğrayan gizli bir örgüttür. İlk kez I. Haçlı Seferi'nden sonra ortaya çıkmış, kısa sürede geniş bir siyasi nüfuza sahip olmuş ve Ortaçağ'ın en büyük maddi güçlerinden biri haline gelmişlerdir. Başlangıçta kendilerini sözde dindar gibi göstermişler ve bu yolla kazandıkları itibar ve imtiyazları kullanmışlar, zaman içinde de Hıristiyan halkın gözünde nefret ve korku uyandıran, din karşıtı, şeytani amaçlar güden karanlık bir örgüt haline gelmişlerdir. Tapınakçıların 1307 yılında başlayan mahkemelerine ait tutanaklar ve dönemin tarihi belgeleri örgütün karanlık çehresini şüphe götürmeyecek bir şekilde gözler önüne sermiştir.
|
|
| |
 |
|
| |

|
MOLEKÜL MUCİZESİ
Bu kitabı elinizde tutarken aslında molekülleri tutuyorsunuz. Yanıbaşınızda duran kahvenizi yudumlarken aslında molekülleri içiyorsunuz, burnunuza gelen kahve kokusuyla aslında kahvenin yaydığı koku moleküllerini soluyorsunuz. Kahvenin tadını alan diliniz de, tüm bu yazıları okuyan gözleriniz de biraraya gelmiş moleküllerden başka birşey değiller. Nefes alıyorum derken, gerçekte havadaki molekülleri içinize çekiyorsunuz. Moleküller sayesinde hissediyor, görüyor, koku ve tat alabiliyorsunuz. Kısacası, etrafınızdaki herşey gibi aslında siz de moleküllerden oluşuyorsunuz.
Peki, sizi ve tüm evreni oluşturan moleküller nedir? Aslında derinizi, oturduğunuz sandalyeyi ya da bir kedinin tüylerini oluşturan moleküller, gözle görülmeyen atomların birbirleriyle yaptıkları elektron alışverişinden başka birşey değildir. Atomlar birbirlerine elektronlarını vererek bir ortaklık kurar ve böylelikle molekülleri oluşturarlar. Bu gözle görülmeyen hareketin sonuçları ise göz kamaştırıcıdır; gezegenlerden insanlara, ırmaklardan yeşil ormanlara, ceylanlardan tren yollarına, papatyadan elmaya kadar sayısız çeşitlilikte canlı ve cansız varlık.
Bu kitapta, Allah’ın, atomları ve atomlar arasındaki bağlantıları sebep kılarak yarattığı moleküller ve moleküllerdeki olağanüstü özellikler her okuyucunun anlayabileceği bir anlatımla incelenmiştir. Gözle görülmeyen atomların, tüm evrendeki nesnelerin tamamını nasıl oluşturduklarını öğrenen ve bunun üzerinde akıl ve vicdan ile düşünen her insan, Rabbimiz’in sonsuz kudretini, aklını ve benzersiz yaratışını görecek, O’nun karşısında ne kadar aciz olduğunu anlayarak, Allah’ın gücüne boyun eğecektir.
|
|
| |
 |
|
| |

|
ZAMANSIZLIK VE KADER GERÇEĞİ
Madde ve zaman, yoktan nasıl yaratıldı? Bizim için yüzyıllar süren bir zaman dilimi, bir başka boyutta nasıl tek bir "an" olabilir? Big Bang teorisi Evren’in yaratılışı ile ilgili hangi gerçekleri gösteriyor? Einstein’ın Rölativite Teorisi neleri, nasıl açıklıyor? Bu kitapta tüm bu soruların cevapları, zamanın ve maddenin mutlak birer gerçek değil, birer algı olduğu anlatılıyor.
|
|
| |
 |
|
| |

|
YEŞİL MUCİZE:FOTOSENTEZ
Bitkiler, ışığı besine çeviren fotosentez sistemleri, hiç durmadan enerji ve oksijen üreten, doğayı temizleyen, ekolojik dengeyi sağlayan mekanizmaları, tat, koku, renk gibi sadece insana hitap eden estetik özellikleriyle kendilerini yaratan Allah’ın sonsuz ilmini, sanatını, insanlara karşı olan şefkat ve merhametini gözler önüne seren özel canlılardır. Çok özel faydalar için çok özel sistemlere sahip olan bitkilerin bugüne kadar sadece 10.000 türü incelenebilmiş, bu araştırmalar sonucunda her bitkinin insanı hayrete düşürecek yaratılış özelliklerine sahip olduğu ortaya çıkmıştır. |
|
| |
 |
|
| |

|
YARATILIŞ GERÇEĞİ
Oturduğunuz yerden şöyle bir etrafınıza bakın. Bulunduğunuz odadaki her şeyin ’yapılmış’ olduğunu göreceksiniz. Duvarlar, döşemeler, tavan, oturduğunuz sandalye, elinizde tuttuğunuz kitap, masanın üstünde duran bir bardak; sayılamayacak kadar çok detay... Tek bir tanesinin dahi kendi başına oluşup odanıza gelmediğinden eminsinizdir. Örneğin, en basit görünen bir halı saçağını bile uğraşıp yapan biri vardır; o saçak oraya kendi kararıyla, tesadüfen gelip yerleşmemiştir.
|
|
| |
 |
|
| |

|
YAHUDİLİK VE MASONLUK
Siyonist ideoloji, diğer insanlara nasıl bakıyor? Siyonizm, Yahudi dini kaynaklarını nasıl kullanıyor? Dindar Yahudiler Siyonizme neden karşı? Siyonizm ve masonluk bağlantısını orjinal masonluk kaynakları itiraf ediyor. Masonik savaşlar ve ihtilaller. Masonların törenleri, sembolleri, prensipleri ve masonik kavramlar. Masonluk ve din. Masonluğun alt kuruluşları: Lions, Rotary ve diğerleri. Masonluk ve komünizm. Masonlar basından nasıl yararlanıyorlar? Tevrat nasil tahrif edildi. İsrail terörünün perde arkası...
|
|
| |
 |
|
| |

|
VÜCUDUMUZDAKİ MUCİZELER
Çocuklar, hazır olun birazdan çok geniş ve mucizevi bir dünyaya adım atacaksınız. Bu dünyanın sizi çok yakından ilgilendiren önemli bir özelliği var. Siz şimdiye kadar bunu hiç fark etmemiş olabilirsiniz ancak bu kalabalık dünyanın trilyonlarca sayıdaki işçisi sizin için hiç durmadan çalışıyor. Şaşırdınız değil mi?Çocuklar, hazır olun birazdan çok geniş ve mucizevi bir dünyaya adım atacaksınız. Bu dünyanın sizi çok yakından ilgilendiren önemli bir özelliği var. Siz şimdiye kadar bunu hiç fark etmemiş olabilirsiniz ancak bu kalabalık dünyanın trilyonlarca sayıdaki işçisi sizin için hiç durmadan çalışıyor. Şaşırdınız değil mi? |
|
| |
 |
|
| |

|
TÜRLERİN EVRİMİ YANILGISI
Darwin'e göre zaman içinde oluşan küçük farklılıklar, türleri birbirlerine dönüştürüyordu ve tüm canlılık böyle var olmuştu. Darwin'den bu yana geçen 1.5 yüzyılın bilimsel araştırmaları, çok büyük bir yanılgı olduğunu ortaya koydu. Günümüzde genetik, popülasyon genetiği ve sistematik gibi bilim dalları, türlerin arasında Darwinizm'in ileri sürdüğü gibi bir "evrim ağacı" bulunmadığını gösteriyor. Aksine, canlı türleri içindeki çeşitlenmeler, belirli bir genetik sınırın ötesini hiç bir zaman aşmıyor. Dolayısıyla hiç bir tür bir diğerine dönüşmüyor. "Türlerin evrimi"ni gösterdiği iddia edilen örneklerin birer yanılgı oldukları ise birer birer anlaşıldı. Biyokimya veya paleontoloji gibi alanlarda zaten köşeye sıkışmış olan evrim teorisi, bu konuda da kaçınılmaz bir çöküş süreci içinde.
Bu kitapta evrim teorisinin yeryüzündeki olağanüstü çeşitlilik karşısında nasıl çaresiz kaldığını okuyacak ve gezegenimizdeki milyonlarca farklı türün varlığının, Allah'ın üstün yaratmasının kanıtlarından biri olduğunu göreceksiniz.
|
|
| |
 |
|
| |

|
TÜRK’ÜN YÜKSEK SECİYESİ
Şüphesiz 20. yüzyıl Türk tarihinde bir dönüm noktası olmuştur. I. Dünya Savaşı’nı takiben Osmanlı İmparatorluğu parçalanmış; Türk toprakları işgal edilmiştir. Milletimiz, malını, canını hatta tüm varlığını feda etmeye hazır olarak düşmanların güçlü ve modern silahlarla donanımlı ordularına karşı koymuştur. Mustafa Kemal’in önderliğinde erkek-kadın, genç-ihtiyar el ele veren Türk Milleti, bir ölüm-kalım mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı’ndan büyük bir zaferle çıkmış; şan ve şerefle dolu olan tarihimize yeni bir sayfa daha eklemiştir. Böylece yepyeni bir Türk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti doğmuştur. Atatürk’ün çizdiği yolda kurulan Türkiye Cumhuriyeti tarihte bir çığır açmıştır.
|
|
| |
 |
|
| |

|
TÜRK’ÜN DÜNYA NİZAMI
Türk Milleti, tarih boyunca kurduğu 16 güçlü devletin yönetiminde gösterdiği üstün kabiliyetle tüm dünya milletlerine örnek olmuştur. Bunun en önemli nedeni ise hakimiyeti altında yaşayan farklı etnik kökene mensup toplulukları, her birinin dil ve din farklılıklarına saygı göstererek, barış, huzur ve güvenlik içerisinde, asırlar boyunca birarada yaşatma becerisini göstermesidir.
Selçuklu ve Osmanlı devletleri başta olmak üzere, Türk Milleti'ni güçlü kılan unsurları sadece askeri güçle açıklamak mümkün değildir. Anadolu'yu fetheden, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne kadar dünyanın en karışık ve en hassas bölgesini asırlar boyunca hakimiyeti altında tutan güç, Türk Milleti'nin özünde var olan ve Türklerin İslam'ı kabul etmesiyle birlikte asıl kimliğini bulan ahlak anlayışıdır.
Kuran'da emredilen bu ahlakın başlıca özellikleri, dürüstlük, zulümden ve haksızlıktan uzak durmak, adaleti her zaman ayakta tutmak, hoşgörüden ve uzlaşmadan yana olmaktır. En kamil anlamda Osmanlı İmparatorluğu'nda tezahür eden bu adaletli yönetim sayesinde üç dine ve muhtelif mezheplere mensup, dilleri, kültürleri, ırkları birbirlerinden tamamen farklı milyonlarca insan asırlar boyunca hiçbir zulme maruz kalmadan huzur içinde yaşamışlardır.
21. yüzyıla adım attığımız bugünlerde de Türkiye'nin geleceğe dair misyonu, tarihteki Türk devletlerinin büyüklüğüne ve şanına yakışır nitelikte olmalıdır. Üstelik bu misyon tarihte olduğu gibi bugün de Türk Milleti'ni hak ettiği lider devletler arasına dahil edebilecek bir misyon olmalıdır. Tüm Akdeniz ve Ortadoğu coğrafyasına nizam vermiş olan Türk Milleti'nin aramış olduğu çözüm ve çıkış yolları, kendi tarihinde mevcuttur. |
|
| |
 |
|
| |

|
TÜRKİYE İÇİN MİLLİ STRATEJİ
Soğuk Savaş yıllarında dış politika üretmek oldukça kolaydı. Dünya, iki kutuplu bir istikrar zeminine oturmuştu. Bağlı olduğunu kutup, size bazı dış politika misyonları ve avantajları verirdi, siz de ona göre davranırdınız. Bu stratejik tablo, dış politikayı sabitleştirmiş, adeta zamanın akışını yavaşlatmıştı. On yıl önceki stratejik tablo ile on yıl sonraki stratejik tablo arasında ciddi bir farklılaşma olmazdı. Bu pozisyonda, Türkiye gibi ülkelerin Dışişleri Bakanlıklarına düşen iş, resmi yazışmaları, diplomatik temasları düzenlemekten, kısacası "kırtasiyecilik"ten öteye gitmezdi.
|
|
| |
 |
|
| |

|
TOHUM MUCİZESİ
Bahçenizde bulunan meyve ağaçları, evinizin penceresinden görünen çam ormanı ya da arabayla giderken yol kenarında gördüğünüz çınarlar hakkında hiç detaylı olarak düşünmüş müydünüz? Bu bitkilerin nasıl ortaya çıktığını, hangi aşamalardan geçerek bir ağaç haline geldiklerini biliyor musunuz?Yoksa bitkilerin varlığı sizin için sadece estetik bir anlam mı ifade ediyor? Veya "olsalar da olur olmasalar da" diye mi düşünüyorsunuz? Eğer böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Çünkü estetik zevkinize hitap etmelerinin yanısıra, nefes almanızı sağlayan atmosferdeki dengeleri, oksijen miktarının yeterliliğini, fazla karbondioksitten zehirlenmemenizi, atmosferdeki nemin rahatsız edici ölçülerde olmamasını, yaşadığınız yerdeki havanın çok soğuk ya da çok sıcak olmamasını yani şu anda pek çok yönden rahat bir yaşam sürmenizi büyük ölçüde bitkilerin varlığına borçlusunuz. Üstelik bitkilerin size olan faydası sadece bunlarla da sınırlı değil. Bütün canlılar gibi siz de yaşamak için ihtiyacınız olan vitaminlerin ve minerallerin çok büyük bir bölümünü bitkilerden karşılıyorsunuz.
|
|
| |
 |
|
| |

|
TERÖRÜN PERDE ARKASI
Herşeyden önce, bu kitapta ele alınan "terör" kavramının günlük lisanda kullanılan terör kavramından daha geniş bir kapsamı olduğuna dikkat çekmek yerinde olur. Güncel Türkçe’deki terör kavramı, genellikle kurulu düzene karşı yürütülen ideolojik ve silahlı mücadeleyi ifade etmektedir. Oysa terör, en geniş anlamda, yoğun ve sistematik bir korkuyu ve bu korkuya neden olabilecek her türlü şiddet eylemini içerir. Bu nedenle, kurulu düzene karşı terör uygulanabildiği gibi, kurulu düzen tarafından da terör uygulanabilir. Ancak her iki durumda da terörün kendisine yöneldiği hedef, dolaylı ya da doğrudan halkın kendisi olmaktadır.
|
|
|
|